Gönder
Üye Isleri
1653 - Batı Anadoludaki şiddetli depremde, Denizli, Nazilli, Tire ve Uşakta evler yıkıldı
Geri Dön
 

Ms. 60 yılında merkez üssü (odak merkezi) Pamukkale olan ve iki şehrin tamamen yıkıldığı IX şiddetindeki depremden en fazla etkilenen diğer yer Alaşehir’dir. Bu depremle 17 yılındaki depremden sonra yeniden inşa edilen şehir tekrar yıkılmış ve sadece özel olarak dayanıklı yapılmış evler ayakta kalabilmiştir. Alaşehir ve çevresinde dev yarıklar oluşmuştur.

60 yılından sonra durgun bir dönem geçiren şehir, bu suskunluğunu 688 yılındaki IX şiddetindeki deprem ile bozmuştur. Merkez üssü İzmir olan depremden en fazla etkilenen yerleşmeler arasında yine Alaşehir en baştadır. Kale surlarının büyük bir bölümünün yıkıldığı depremden çok az yapı yıkılmadan ayakta kalabilmiştir. Şehrin su yolları kesilmiş, ve şehirde günlerce su akmamıştır. Bu nedenle depremden kurtulan pek çok insan salgın hastalıklar ile hayatını yitirmiştir. İzmir’de 20 000’e yakın insanın hayatını kaybettiği depremde, şehirde bulunan Roma dönemine ait heykeller ve mimari eserler yok olmuştur.

688 yılından sonra tekrar suskun döneme giren depremler, bu suskunluğunu yaklaşık 1000 sene sonra 23 Şubat 1653 tarihinde X şiddetindeki tam bir felaketle bozmuş, yılların verdiği hiddetle şehirde taş üzerinde taş bırakmamıştır. Odak merkezi olduğu için en fazla hasarın Alaşehir’de olduğu depremden bütün Batı Anadolu etkilenmiştir. Diğer şehirlerde de çok büyük can ve mal meydana gelmiştir.  Evlerin temelden yıkıldığı depremde, yine su yolları kesilmiş, toprakta geniş ve uzun  çatlaklar ve yarıklar oluşmuştur.

Büyük depremden henüz 35 yıl geçmişti ki, 10-12 Temmuz 1688 tarihlerinde bir gün arayla bütün Batı Anadolu gibi Alaşehir’de sallandı. Merkez üssü İzmir çevresi olan X şiddetindeki bu iki depremden İzmir’den Konya’ya kadar büyük bir alan etkilenmiştir. Yeni kurulan Alaşehir, tekrar harabe halini almış. Dik yamaçlarda aşağıya doğru büyük kütle hareketleri ile geniş bir alanda toprak kaymaları meydana gelmiştir.

29 Haziran 1880 tarihinde merkez üssü İzmir ve çevresi olan Gediz oluğunda da etkili olan IX şiddetinde bir deprem meydana gelmiştir.  Deprem, İzmir, Turgutlu, Manisa ve Alaşehir’de hafif hasara yol açmıştır. Taş binaların çoğu bu depremde çökmüştür. Evlerin duvarlarında geniş yarıklar meydana gelmiştir. Bu depremin hemen ardından Ağustos 1885 ve Haziran 1900 tarihlerinde merkez üssü Alaşehir olan, V ve VI şiddetlerinde iki küçük deprem daha meydana gelmiştir.Bu depremlerde hasar oldukça azdır.

13 Ocak 1948 yılında Alaşehir ve Kula çevresinde etkili olan VI şiddetindeki deprem sonucunda çevrede hemen hemen yok sayılacak kadar az hasar meydan gelmiştir. Bu depremden sonra 11 Mart 1963 yılında meydana gelen ve merkez üssü Denizli olan VII şiddetindeki Denizli depreminden Alaşehir az da olsa etkilenmiştir. 1965 yılında meydana gelen Salihli depreminden Alaşehir ve bazı köyleri etkilenmiştir.

1970 yılında 1068 kişinin hayatını kaybettiği Gediz depreminden tam bir yıl önce 18 Mart 1969 tarihinde merkez üssü Alaşehir olan 6,5 magnitüdlü VIII şiddetinde yıkıcı bir deprem meydana gelmiştir. Gece 03:48 sularında meydana gelen depremde 53 kişi ölmüş ve 3 702 bina hasar görmüştür. Alaşehir merkezde hasarın az olmasının yanında depremden en fazla etkilenen yerler arasında Tepeköy önemli bir yer tutmaktadır. Halkın günlerce evine giremediği, çadırlarda konakladığı depremde hasarın az olmasının sebebi, şehrin ilk yerleşim yerinin zeminin sağlam olması (ova tabanına göre) ve mevcut meskenlerin az katlı olmasıdır.

Günümüze kadar Alaşehir, yedi tanesi tahrip edici veya felaket niteliğinde olmak üzere  onbir tane deprem geçirmiştir.Bu depremlerden üç tanesi Alaşehir ve çevresine büyük hasarlara yol açmıştır.  Merkez üssü Alaşehir olan depremlerin çoğu aynı odak merkezindeki enerji boşalımından kaynaklanmaktadır. Şehir merkezinin yakın çevresinde üç tane fay kırığı bulunmaktadır. . Bunların bir tanesi tam şehrin altından iki tanesi de hemen güneyinden geçmektedir. Sarıgöl güneydoğusundan başlayan bu faylar ve muhtemel faylar Turgutlu’ya kadar yoğun bir şekilde devam etmektedir. Bu hat üzerinde en yoğun fay yoğunluğu Alaşehir ve çevresinde bulunmaktadır. Bu nedenle Alaşehir depremle yaşamaya alışmak zorundadır. Ancak bu demek değildir ki Alaşehir’de sürekli deprem olacak, ama fay hattı üzerinde olduğu için depreme hazırlıklı olmak zorundadır.

DEPREM ZARARLARINDAN KORUNMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

Depremleri önceden anlamak zor olduğu için bu konuda yapılan araştırmalar daha çok deprem öncesi önlem ve deprem sırasında yapılması gerekenler veya yapılabilecekler üzerindedir.

1- Deprem sırasında veya sonrasında neler yapmamız gerektiği konularında insanlarımız eğitilerek ve bilinçlendirilerek deprem zararları ve can kayıpları azaltılmaya çalışılmalıdır.

2- Broşürler ve düzenli eğitim programları hazırlanarak bunlar halka sunulmalıdır.

3- Çevrede yayın yapan radyo, televizyon, gazeteler kanalı ile veya okullarda bilgi verilmek suretiyle halk bilinçlendirilebilir.

 4- Alaşehir için detaylı veri tabanları (bina sayısı, nüfus, jeoloji, yol, şehir plan haritaları. v.s) oluşturulmalıdır. Bu veri tabanları kullanılarak ilçe için deprem senaryoları yapılarak, depremler meydana gelmeden önce deprem sonrası yapılacak işlerin ve alınacak önlemlerin planlanması sağlanmalıdır.

5- Öncelikle binaların  depreme dayanıklı olarak yapılması ve inşaatların sağlam  zemin üzerine kurulması gerekmektedir.

6- Alaşehir’in ova tabanına doğru olan ilerlemesi durdurulmalıdır. Bu alanda yapılacak inşaatlara ruhsat verilmemelidir. Bu, Alaşehir’in ekonomik geleceği açısından da çok önemlidir.

7- Yeraltı sularının yükselmesi veya kaybolması, çeşmelerden sıcak veya çamurlu su akması veya hayvan hareketlerine bağlı olarak depremin meydana gelebileceği anlaşılmaktadır. Bu nedenle Alaşehir halkının bu gibi durumlarda panik yapmadan ve zaman geçirmeden yetkililere haber vermeleri gerekmektedir.


 
©2015 Hisartmuseum.com